Ülke zaten perişan durumdayken bir de ekonomik kriz geldi, bir türlü de gitmiyor.
Biz ne yapıyoruz? Vur patlasın, çal oynasın, göbek ata ata yok olmaya doğru gidiyoruz. Bütün TV kanallarında eğlence, gırgır, şamata diz boyu. Anlayamıyorum ben bu milleti! Ya ben çok karamsarım ve millet uyutuluyor gibi geliyor bana, ya da kimse felaketin farkında değil.
Dünyada bizden başka hiçbir millet; göbek ata, dans edip oynaya batmamıştır.
Hemen hemen hiçbir TV kanalında ciddi, eğitici program yok. Olsa da kimse seyretmiyor, bir şey öğrenmek istemiyor; bol bol eğlensin yeter...
TV kanalları da ne yapsın? Ne tip program seyirci topluyorsa ona göre program yapıyor. Ekmek derdinde... İyi de... Kimse ekmez yiyemez duruma geldiğinde kim reklam verecek, kim reklam izleyecek? Bunu düşünen yok. Herkes günü kurtarma peşinde, halka "Uyu yavrum uyuuuu" ile hep ayakta kalabileceğini sanıyor. "Gemisini kurtaran, kaptan!"
İyi de gemi batıyor, gemii... Hepimiz bu geminin içindeyiz. Kaptan köşküne çıksan ne yazar!
İnsanlarımız bir tuhaf olmuş... Kültür, bilgi hak getire...
Mevlâna Celaleddin-i Rûmi diyor ki:
"İnsanlar iki çeşittir:
Halkı yetiştirip geliştiren Tanrı'ya mensup bilgin;
kurtuluş yolunda bir şey belleyip öğrenen, bilgi elde etmeye çalışan kişi.
İnsanların bu iki çeşidinden gayrisi, hayvanların yüzüne gözüne konan küçücük sineklerdir.1"
Şayet yalan söylüyorsa, mesele yok. Ama ya doğru söylüyorsa...
Topluca, hayvanların yüzüne gözüne konan küçücük sinekler mi olmaya başladık?
Vah milletim!
Kaynakça:
1 Mecalis-i Seb'a, Mevlana Celâleddin-i Rûmi, Abdülbaki Gölpınarlı çevirisi, Kent Basımevi, 1994, 2.b, s.84
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder