30 Temmuz 2010 Cuma

Gönül, çalamazsan...


Gönül, çalamazsan aşkın sazını
Ne perdeye dokun ne teli incit
Eğer çekemezsen gülün nazını
Ne dikene dokun ne gülü incit

Bülbülü dinle ki gelesin coşa
Karganın namesi gider mi hoşa
Meyvesiz ağacı sallama boşa
Ne yaprağını dök ne dalı incit

Bekle dost kapısın sadık dost isen
Gönüller tamir et ehli dil isen
Sevda Sahrasında Mecnun değilsen
Ne Leyla'yı çağır ne çölü incit

Rızaya razı ol hakka kailsen
Ara bul mürşidi müşkülde isen
Hakikat şehrine yolcu değilsen
Ne yolcuyu eğle ne yolu incit

Gel haktan ayrılma hakkı seversen
Nefsini ıslah et er oğlu ersen
Hüdai incinir, inciden versen
Ne kimseden incin ne eli incit

Aşık Hüdai



Not: Arzu Yalhı tarafından gönderilmiştir.

21 Temmuz 2010 Çarşamba

Bölücülük alışkanlık oldu



Bakanların başı, yaptığı bir konuşmada "MHP tabanlı kardeşlerim, CHP tabanlı kardeşlerim" diyerek referandumda oy istedi. MHP ve CHP tabanları birdenbire bakanların başının kardeşleri oluverdi. Nasılsa?..

Bu çağrı, doğrudan doğruya parti tabanlarının partilerine ihanet etmesi için bir çağrı. Parti sempatizanlarının arasına nifak sokmak... Bugüne kadar görülmemiş bir ihanet çağırısı... Bölücülük!..

Bu AKP zamanındaki kadar çirkinleşmemişti siyaset... Böylesine bir bölünme yaşanmamıştı; böylesine bir bölücülük görülmemişti.

"Türkiye'nin her tarafını bölünmüş yollarla donatırken(...)" diye konuşma yapmış bakanların başı. Alışkanlık haline geldi bölme, ayrıştırma... Demek ki AKP, yollardan başladı bölmeye... Öyle diyor bakanların başı... Hukuk, ordu, millet... bölünmedik hiçbir şey kalmadı. Alışkanlık haline geldi bu bölme... Tamamen parçalanmaya ramak kaldı.

Bundan 3 yıl evvel ve daha öncesi böylesine bölünme var mıydı?

İlk olarak bakanların başı "Kürt sorunu..." dediğinde, bölücülük yapıyor diye ortalık birbirine girdi. Sonra ne oldu? Aydınlar dahil herkes "Kürt sorunu"ndan bahseder oldu. Yetmedi... Artık vatanın bölünmesi tartışılıyor. Demokrasi(!) var ya... Her şey tartışılmalıymış... Bunu talep eden aydınların(!) yatak odalarında ne yaptıklarını da tartışsak herhalde demokrasi anlayışlarına uyar diye düşünüyorum. Öyle ya, artık her şeyi tartışmalıyız madem!..

Kürt sorunu falan yok bu memlekette... Milletin sorunu var. O da bu hükûmet... Bu hükûmet gelmeden önce böyle sorunlar var mıydı? Bakanların başı "Kürt sorunu" demeden önce var mıydı böyle bir sorun?

Millet, uyuşturucuya alıştırılırcasına alıştırılıyor bölünmeye...

Alevi sorunu unutuldu, açlık sorunu unutuldu, işsizlik sorunu unutuldu, şeker pancarı ekicilerinin sorunu unutuldu; çiftçinin, köylünün, esnafın, fabrikatörün sorunu unutuldu. Zaten hiçbiri önemli değil! Kürt sorunu önemli beyler, Kürt sorunu!...

Açılım Kürtler için, hukuk Kürtler için, millet Kürtler için var adeta... Adeta Türkiye'de Kürt devleti kurulacak! Altyapısı oluşturuluyor resmen. İşin garip yanı Kürtlerin böyle bir talebi de olmadı bugüne kadar. Kürtlerin böyle bir açılım falan talebi de olmadı. Sadece PKK'nın ve meclisteki uzantılarının arsızca, küstahça istekleri var. Açılım yapıldıkça daha da küstahlaşıyor, daha da azgınlaşıyor bu PKK ve uzantıları.

Kimse sormuyor; neden bu açılım hep Kürtler için? Diğerleri, bizler millet değil miyiz? Neden bizim için hiç açılım yok? Neden diğerleri için, Haberallar için, Ordu mensupları için, Cumhuriyet savcıları için hapis ve kapatma var da Kürtler için açılım var? Allah'tan çingeneler kabul etmedi de çingene açılımı yapılamadı. Hem de bakanların başı "Ben içinizden biriyim" dediği halde... Bir de çingene sorunu yartılacaktı ama çingeneler yanaşmadı, çingene sorunu çıkmadı.

Alışkanlık haline geldi bölücülük... Bir de bakanların başının yaptığı çağrıya uyarak MHP ile CHP tabanı da bölünse... Yetecek mi bu kadar bölünme dersiniz? Hiç sanmam!

İyi ki ATA'm görmedi bugünleri!

Vah milletim!

20 Temmuz 2010 Salı

Garip bir duygusallık!


Bakanların başı, 30 yıl evvel idam edilmiş 22 yaşındaki 2 gençten bahsederek ağlıyordu.

Birkaç dakika sonra, PKK tarafından henüz şehit edilmiş, 20 yaşında 7 gencimizin şehadet haberini veren aynı bakanların başı çok metanetliydi. Hiç duygusallaşmadı. Herhalde ilk verdiği haberde döktüğü göz yaşından sonra gözünde yaş kalmamıştır da ondandır diye düşündüm.

İlk döktüğü göz yaşından sonra "Bunları idam edenlere hesap sormak için referandumda EVET oyu verin" deyince yanıldığımı anladım.

İkinci haberindeki şehitlerimiz oy getirme nedeni olmayacaktı ki... Neden ağlasın!..

30 yıl evvel idam edilmiş olan gençlerin analarının bile acısı küllendi, artık ağlamadıklarından eminim. Ama bakanların başı, tanımadığı o gençler için hâlâ göz yaşı dökebiliyor. O gençlerin analarından bile daha duygusal...

Peki henüz şehit olmuş 7 gencimizin anaları? Onlar ne olacak? Bakanların başı onlar için de birkaç damla göz yaşını yedeğinde saklasaydı iyi olmaz mıydı?

Vah milletim!..

Kahraman şehit evlatlarıma Allah'tan rahmet, ailelerine sabır diliyorum.

9 Temmuz 2010 Cuma

Bu nasıl milletin meclisi?


Bir terörist cenazesinde "İntikam" yazılı bir pankartın altında bir millet vekili (BDP Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici) konuşma yapabiliyor ve TBMM bu vekil hakkında herhangi bir soruşturma açmıyor. Bir soruşturma açılması, ve dokunulmazlığının kaldırılması hakkında bir talepte bulunmuyor. Muhalefetten dahi bir tepki yok. Demek ki iktidarıyla, muhalefetiyle, tüm meclis bu olayı olağan karşılıyor.

Nasıl meclistir bu? Kimin meclisidir?

Sadece tepki Genel Kurmay Başkanı'ndan geliyor. Ancak bu sefer de, bunu eleştiren Genelkurmay Başkanı'na yönelik "Başbuğ! Dağa çıkarız, hesabını sorarız" pankartı açılıyor.

Yetmiyor, Genel Kurmay Başkanı hakkında dava açılıyor. Pankartı açanlar hakkında da soruşturma açılıyor ama meclisten tık yok!

"Ya yeminine sadık kal ya da dağa çık" diyen Orgeneral Başbuğ'a, BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, meclis kürsüsünden "Burası kışla değil, biz de senin emir erlerin değiliz!" diye kükreyerek, TBMM çatısı altında, PKK'ya destek verdiğini açıkça ifade edebiliyor ama gene Meclisten ses yok. Hükümet de muhalefet de bu kişinin dokunulmazlığının kaldırılarak bir soruşturma açılması talebinde bulunmuyor. Hatta muhalefet bir önerge dahi vermiyor.

Kimseden tık yok! Ama PKK'yla mücadele etmiş paşalar, albaylar, topluca mahkemelerde çete kurmaktan yargılanıyor.

Bu nasıl iştir? Bu nasıl meclistir, nasıl milletin meclisidir? Anlayamıyorum! Nereye gidiyoruz?

Gidişatı gördükçe içim yanıyor!

Vah milletim!