23 Temmuz 2009 Perşembe

Eğitim zavallılığı


Öncelikle her okumak isteyen gencin okuma hakkını devletin sağlaması bir zorunluluktur. Devletin aslî görevlerinden biridir bu...

Okullara girmek için neden sınav kazanmak gerekiyor? Neden dileyen, dilediği okul ve branşta okuyamıyor?

Nedense bu hiç konu edilmiyor, hükûmetler bu konuda hiç eleştirilmiyor. Sınavlarda başarılı olamayanların okuma özgürlüğünün ellerinden alınmış olması veya en azından sene kaybetmesi kimse için sorun yaratmıyor. Öylesine kanıksanmış ki bu durum...

Sınavda başarılı olamayanlar geri zekâlı mı? Sınavda başarı, yegane kriter mi?

Efendim, yeterince okul yokmuş da ondan... Yeterince öğretmen de yokmuş!

BANA NEEE!

Memleketi ben mi idare ediyorum? Memleketi idare etmeye ben mi talip oluyorum? Benim sorunum mu bu? Yeni okul yapın efendim; yeni öğretmen yetiştirin.

Memleket fakirmiş... Neden fakir efendim? Hesabını verin! Ben mi fakir bıraktım bu ülkeyi?

Her iktidara gelen parti "Ben enkaz devraldım." diyor. Almasaydın efendim! Talip olan sen değil miydin? İktidar olmak için yırtınan, yalvaran sen değil miydin?

Tahsil yapabilmek için, çocuklarımız neden sınava girsin ki?

Bu husus bir içler acısı...

Ülkemizde 86 yıldır eğitim kriterlerinin belirlenememiş olması da başka bir zavallılık. Dünyanın en geri kalmış ülkelerinde bile -doğru veya yanlış- eğitim kriterleri belirlenmiş ve yerleşmiştir. Bizde neden hâlâ bir sistem otuşturulamıyor?

Elbette gelişme ve ihtiyaçlara göre, zaman içerisinde belli değişiklik ve reformlar yapılmalıdır. Ama bizdeki gibi devamlı temel değişiklikler yapılan başka ülke görülmemiştir.

Ben eğitimci değilim ama akıldan da yoksun değilim.

Öncelikle ailelerin eğitimi öngörülmelidir. Bir yol bulunup, aileler de eğitilmeli. Meslek seçimlerinde çocukların üzerinde en büyük etken olduklarını varsayarsak... Basın-yayın organları, belediyelerin Halk Eğitim Merkezleri ne güne duruyor?

Bugün bütün aile büyükleri, çocuklarını; meslek seçiminde, gelecekteki geçim endişesi nedeniyle, "Hangi meslek daha fazla para getirir?" mantığıyla yönlendiriyorlar. Çocuklarının beceri ve eğilimlerini göz önünde bulundurmuyorlar. Örneğin, tıp tahsili ön planda tutuluyor. Tek sebep, "Doktorlukta iyi para var!" düşüncesi. Veya bilgisayar, elektrik ve elektronik mühendisliğinde...

Bir çocuğun; o alanda merakı, becerisi ve eğilimi yoksa o meslekte başarılı olamayacağını düşünemiyor aileler. Her meslekte az para kazananlar olduğu gibi çok para kazananların da varlığını göremiyorlar. Para kazanmanın, meslek dalıyla alâkası olmadığını fark edemiyorlar. Sonuçta yeteneksiz doktorlar, mühendisler, ekonomistler vb. yığını oluşuyor. Okumuş kütlenin -o da okuyabilmişse- ne kendisi mutlu oluyor, ne de ülkeye yardımı dokunuyor.

Gençlerin meslek seçimlerine devlet yardımcı olmalı ve nesil, yeteneklerine göre yönlendirilmeli değil mi?

Ailelerin ikinci endişesi ise lisan... "Lisan bilmeyen gençler iş bulamıyor" endişesiyle -ki doğrudur- çocuklarını kolejlere yerleştirebilmek için çırpınıyorlar. Oysa yabancı dil eğitimi almak başka şey, yabancı dilde eğitim bambaşka bir şey... Bilim adamları bu farklılığı anlatabilmek için yırtınıyorlar (Örneğin Sn. Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu) ama duyan yok. İşin daha da vahim yanı, bu yanlışlığı anlatabilmek için onlara zemin de hazırlanmıyor, aksine engelleniyorlar. Nedense!..

Bilim adamlarına göre, eğitim ana dilde yapılmalı, daha sonra dil öğrenimi gerçekleştirilmeli1.

Eğitim sistemi nasıl olmalı?:
  1. Eğitim; millî olmalı,
    (Bütün batı ülkelerinde eğitim ulusal olmasına rağmen, bizde eğitim uluslararasıdır.)
  2. Eğitim ana dilde olmalı,
  3. Eğitim; devlet politikası olmalı. Her hükümet, aklına estiği gibi değişim yapamamalı,
  4. Eğitim; ülkenin gelecekteki ihtiyaçları göz önünde bulundurularak, bir plan dâhilinde belirlenmeli.
Okulların kalite farkı, daha ziyade kalitesizliği de ayrı bir sorun. Her okul neden benzer kalitede eğitim veremiyor, anlamak mümkün değil! Neden İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük kentlerdeki okullar diğer kentlerdekinden çok daha iyi eğitim veriyor veya diğerleri neden daha kalitesiz? Eğitimin bir standardı yok mu?

Özetle, eğitimin hali bir felaket! Mıncıklaya mıncıklaya arapsaçına döndürmüşler, kimse içinden çıkamıyor. Çıkmak istiyor mu, o da şüpheli.

Ülkenin geleceğini, bu sistem (ya da sistemsizlik) içinde yetişmiş gençlerimiz belirleyecek.

Vah milletim!

*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*
1Bu konu hakkında Oktay Sinanoğlu'nun eserlerine müracaat edilebilir.

Hiç yorum yok: