26 Şubat 2010 Cuma

Askere güvenimi sarsamazsınız


Boşuna uğraşıyorsunuz. Askerle uğraştıkça milletin nefretini kazanıyorsunuz. Askere güvenimi asla sarsamazsınız, çünkü ben de askerim.

Rütbem ne mi? Deniz güverte onbaşı...

Ama ben askere gitmeden önce de askerdim. Anamdan doğduğum gün askerdim. Çünkü anam da askerdi, babam da... dedem de, ninem de... Biz asker evlâdıyız; doğuştan asker... Bu ülkede "Ben Türküm" diyebilen, "Ne mutlu Türküm" diyerek Türklükle iftihar eden herkes askerdir. Biz asker doğar, asker ölürüz. Çünkü biz Türküz. Ancak ağzından "Ben Türküm" ifadesini bile duyamadıklarımız, Türkiyeliler, askerimden nefret ederler. Türk olmadıkları için...

Bugün, her nedense askere öfke kusanlar şunu iyi bilsinler ki şu anki efeliklerini bile askerime borçlular... hem de muhtaçlar... benim şerefli, şefkatli askerime...

Bu milletin askeri farklıdır; ABD'nin paralı askerine, Batı'nın yeteneksiz, saldırgan ve hain askerine benzemez. Millet sevgisiyle yoğrulmuştur o... Çünkü o asker, Atatürk'ün askeridir: Millettir, milletin kendisidir.

Tüm dünyayı şahit gösterseniz de, 5 bin değil 5 milyar sayfa belge gösterseniz de; benim askerimin cami bombalayacağına, kendi uçağını düşüreceğine ne beni ne de milleti inandırabilirsiniz. Alçakça, şerefsizce bir yalandır bu... Aynen sayın Genel Kurmay Başkanımız gibi ben de bu iftiraları, yalanları lanetliyorum.

Bu iftiraları yayanlar korkaktır. Belge verirler ama isimlerini veremezler; saklarlar, saklanırlar. Yerin altındaki solucanlar ve böcekler gibi...

Her şerefli askerim tutuklandığında, her askerim sorguya alındığında içim yanıyor, milletin içi yanıyor.

Asker darbe yapmayacak! Kesinlikle yapmayacak! Ama bu sefer millet şahlanacak! İstiklal Savaşı'nda milletini koruyan askerini, bu sefer milleti koruyacak. Çünkü bu asker, milletin kendisidir. Askerimin şerefi, milletimin şerefidir. Milletimin şerefi de askerimin...

Uyan ey milletim! Bu iftiralar, bu yalanlar askerine değil, sanadır...