28 Ekim 2009 Çarşamba

Belge rezaleti


Bir belge rezaletidir gidiyor.

Ordunun içinde darbe yapacak bir gurup oluşuyor ve belgeler hazırlıyor(!). Belgeleri çekmecelere koyuyorlar. Altında imza var. Hani biri görürse kimlerin nelerle uğraştığından haberi olsun diye!

Bu darbeyi yapacak olanların içinde, ordunun istihbarat subayları, strateji uzmanları, harp dairesi subayları ve hatta eski Genel Kurmay Başkanı falan var(!).

Siz insanları salak yerine mi koyuyorsunuz beyler? Dünyanın neresinde böyle darbe hazırlığı olur? Böyle salaklığı değil ordunun yetişkin subayları, kapıcı Ahmet efendi bile yapmaz!

İnsanlarla alay ediyorsunuz beyler! Daha kötüsü şanlı ordumla alay ediyorsunuz!

Savcılık, ordunun 34 adet bilgisayarını incelemek için istiyor. Nasıl istersiniz siz ordunun bilgisayarını beyler? Askeri sırlar, devlet sırları falan da mı gazetelere manşet olsun? Ordunun bilgisayarı garnizon dışına çıkar mı? İsteyen savcı da olsa, askeri sırlar taşıyan bilgisayarlar sivillere verilir mi? Hangi hukuk kuralına sığar bu anlayış? Dünyanın neresinde bir benzeri görülmüş?

Bu bilgisayarlar birkaç defa silinmişmiş! Yok yaaa! Elbette silinecek! Silinmesi suç mu? Askeri sırlar ortalarda mı dolaşmalı? Elbette işlevi biten her plan, program ve yazı silinir. Silinmelidir.

Bu belgeyi ihbar eden de bir subay! Ama kimliğini saklıyor. Darbe yapacak guruptan ayrılan biri! Hadi canım!

Böyle bir adam gerçekten varsa bile, korkak ve şerefsizdir! Asker adam evvela korkusuzca kimliğini ortaya koyar, sonra bu görüşünü önce Genel Kurmay Başkanına veya hiç değilse askeri savcılığa bildirir. Gazetelere veya sivil savcılığa değil! Askerlik onuru diye bir şey vardır. Sırtındaki üniforma onun kefenidir, namusudur!

Olmaz böyle rezalet! O seviyelere gelmiş bir askerin, darbe hazırlığının kayıtlı, imzalı evraklarla, özellikle dolaplara konmuş evraklarla yapılmayacağını bilecek kadar zekâsı vardır.

Hadi diyelim, onu da yapacak... Askerde kripto diye bir şey vardır. Evrak kriptolanır, şifrelenir. Evrakın altında açık isim yazmaz! Geri zekâlı, beyinsiz, zavallı bir PKK'lı bile kod adı kullanıyor; ordunun Harp Okullarında eğitim almış, rütbeler almış şanlı bir subayı bunu bile düşünemiyor(!), öyle mi?...

Hakarettir bu beyler! Hem de çok ağır bir hakaret!

Daha önce de benzeri olaylar gördük:

Bir subay, toprağın altına cephane yerleştiriyor. Bu cephanenin krokisini yapıyor ve masasının üstünde açıkta bırakıyor!

Hadi canım!

Diyelim ki yapıyor... sonra bir ihbar üzerine evine baskın yapılıyor, bu evrak bulunuyor. Sonra çete(!) mensubu diğer subay da evinde cephanelik saklıyor. Arkadaşına birkaç hafta önce baskın yapılmış, sıra kendine gelsin diye kuzu kuzu bekliyor. Sonra onun evine de baskın yapılıyor; bombalar ve silahlar bulunuyor. Ne var ki çetenin(!) diğer subayı da bilgisayarlarında, yer altına gömülmüş başka bir cephaneliğin bilgilerini saklıyor. Silmiyor... Gelip yakalarlarsa bulsunlar diye... Ve, gelip onu da buluyorlar. Bu, böylece sürüp gidiyor.

Yahu siz ne diyorsunuz? İnsanları, askerleri aptal yerine koyarken, kendinizin ne kadar salak olduğunuzu ispatlamış olmuyor musunuz?

Millet bu saçmalıkların, bu rezaletlerin hesabını elbet soracaktır beyler. Demokrasilerde milletin hesap sorması da yer alır, unutmayın!

Millet bu kepazeliğe inanacak, öyle mi? Şimdilik dikkatle olayları takip ediyor! Günü geldiğinde demokratik haklarını kullanarak hesap sormak üzere...

Ne hale düşürülüyor bu millet!

Vah milletim!

Hiç yorum yok: