15 Ağustos 2009 Cumartesi

Teknoloji fuhuşu


Teknoloji çıldırdı. Dünya yeni bir başlangıca doğru mu yoksa sona doğru mu gidiyor belli değil. Bir "3G" sendromudur kapladı ortalığı. Varsa "3G", yoksa "3G"... "Aldın, aldın; almadın, hayatın kaydı" imajı verilerek yapılan reklamlar insanı bıktırıyor, çıldırtıyor, mide bulandırıyor.

Bilim adamları artık bilimi para için geliştiriyor. Bilim için değil, insanlık için hiç değil... Yozlaşma, bilim adamlarına da bulaştı. Artık BİLİM = PARA...

Teknoloji, belki olumlu amaçlara yönelik kullanılsa işe yarayacak ama insanoğlu sapıtmadan duramaz; tarihe bakınca görürürüz insanoğlunun sapıklığa ne derece eğilimli olduğunu.

Dijital teknolojiyle birlikte yeniliklerde bir patlama oldu. Önce bilgisayar çıktı ortaya; daha sonra internet... Arkasından cep telefonu... İletişimde müthiş kolaylık... Daha sonra dijital fotoğraf makinesi ve "MP3 çalar" çıktı ortaya.

İlk bakışta bütün bunlar göze güzel görünüyor ama her bilgiye kolay ulaşılırlık; emeğin, araştırmacılığın yok olmasına neden oluyor. Kolay elde edilen bilgi kolay kayboluyor. Bazı konularda ise ileri teknoloji, bilgiye de gerek bırakmadığı için bilgiyi yok ediyor. Anlamadan, öğrenmeden herkes her şeyi yapabilir hale geliyor. Sonuç itibariyle ortaya kalitesizlik çıkıyor, bilim ayaklara düşüyor.

Önce bilgisayarla sapıtır hale geldik.

Bilgisayarın yeni yaygınlaşmaya başladığı yıllarda bir TV kanalının muhabiri sokaktaki hanım vatandaşla röportaj yapıyordu. Elinden tuttuğu çocuğuyla yürüyen bir anneye soruyordu muhabir:

- "Bilgisayrınız var mı?"
- "Vaaar!.."
- "Ne yapıyrsunuz bilgisayarla?"
- "Çocuğum da oynuyooo, ben de oynuyoruuum!"

Yaaa!..

Sonra internet...

Gir internete, doğru git seks sitelerine... Hemen hiçbir aile ferdinin o güne kadar bilmediği, görmediği rezillikler artık ortalıkta... Daha buluğ çağına ermemiş kızlı erkekli gençler, hatta çocuklar, internette seks sitelerinde... Seksin ne olduğunu bile bilmeden, anlayamadan iğrençliklerle karşı karşıya...

Sonra fotoğraf makinesi...

Daha sonra "MP3 çalar"... Şimdi de cep telefonu... "Konuş, konuş... Konuştukça kazan, kazandıkça konuş..."

Durmadan usanmadan konuş. Konuş ki uyanıklar cebini doldursun. Ne gevezeymişiz gerçekten! Kimse boş durmuyor. Sokaklarda yürürken bile elinde telefon... Önünü bile görmüyor; neredeyse sokak direklerine çarpacak veya arabaların altında kalacak. Bitmiyor konuşması... Ne kadar mühim şeyler konuşuyorsa...

Sokaklarda, duvar ilanlarında "Her şey boş, Süper FM'le coş!"

Sanki hayat sadece coşmak için, eğlenip, yiyip bilmem ne yapmak için... Müzikle alakası olmayan dımbırtı dinleyerek kıç kıvır, hopla zıpla...

Tüm nesil teknolojiyle dejenere ediliyor. Kolayca her lükse kavuşmanın yolları aranıyor. "Daha fazla eğlence... Daha fazla, daha fazlaaa..." Teknolojinin artık amacı doyumsuzluğu hayat tarzı haline getirmek. Hergün yeni bir icat; "Sakın gecikme, hemen al! Ayda 5 liraya taksitle... Yeter ki al... Bak, seninki eski teknoloji... Ayıp oluyor insanların içinde... Utanmıyor musun eski teknolojiyle elinde dolaşmaya? Kalitesiz adam!"

Artık insanın kalitesi, elindeki chazın modeliyle ölçülüyor.

Hakkıyla kullanamasak da, bilgisayar ve cep telefonu bir ihtiyaçtı; belki dijital fotoğraf makinesi de... Ama fotoğraf makinesinin metamorfoza uğramasıyla birlikte birçok değer yargısı da yok oldu. Şimdi de "3G" ile...

"Konuşurken resmin de görünsün". Nedense!..

"Her yere cep telefonu ve internetle ulaş"... Ulaşıp da ne yapacaksak bu magandalığımızla!..

Çekilen fotoğrafları günlerce beklemek gerekiyordu vaktiyle, "Acaba nasıl çıktı? İyi mi kötü mü?" diye... Kötü çıkan resimlere üzülür, kaybolan anılara yanardık. Aynı hatayı yapmamak için mutlaka bir şeyler öğrenmemiz gerekirdi. Sayılı fotoğraf çekerdik. Özel günlerimizde, gerçekten anlam ifade eden olaylarda... Rastgele basmazdık deklanşöre.

Bugün ise herkesin elinde bir fotoğraf makinesi, çek Allah çek... Ne olursa olsun bas deklanşöre. Nasılsa bedava... Tak bilgisayara, seyret. Binlerce, yüz binlerce fotoğraf... Hiçbir anlamı olmayan sahneler... Anı değil, fotoğraf çöplüğü... Sonra, ya bu çöplüğe bakma gereği duymuyoruz, ya bilgisayar formatlanınca bütün fotoğraflar uçuyor. Geriye kalan bir hiç... Kalan fotoğrafların da anlamsızlığı, kalitesizliği cabası...

İş bu kadarla da kalmadı, fotoğraf makinesi cep telefonuna girdi. Çat, çut bas düğmeye... Doldur, doldur, boşalt... Ne yaptığını bilmeden... Anılar önemsiz... Mühim olan düğmeye basmak... Ortalık cep telefonu magandası, fotoğraf magandası doldu. Gençlik, artık fotoğrafa, anılara önem vermez hale geldi. Fotoğraf tüm anlamını kaybetti.

Yalnız fotoğraf değil, her şey anlamını kaybetti. Bütün mana değerleri yok oldu.

Bu bir teknoloji fuhuşu değil de nedir?

Milletimin ayranı yok içmeye, atla gider ...

"Yeme, içme! Çal, söyle, oyna, konuş! Konuştukça coş, coştukça konuş!"

Vah milletim!

Hiç yorum yok: