Nasıl seçimdir ki bu, hiçbir partinin programını bilmeden; hatta seçime katılacak partilerin isimlerini bile bilmeden oy veriyoruz?
Yakın zamana kadar, seçim öncesi, parti propagandaları devlet radyo ve televizyonlarından yapılırdı. 2007 seçimlerinde ne televizyonlarda ne de radyolarda parti propagandalarını duyabildik. İşin ilginç yanı, muhalefet partileri de buna ses çıkarmadılar.
Peki, nasıl seçim yapıldı ve kimler kimlere oy verdi?
EZBER! Halkın ezberiyle yapıldı seçimler. Herkes kafasında bir futbol takımı tutar gibi parti bellemiş, reyini ona verdi. Bunun adı da seçim oldu.
Gerçeklere bakarsanız seçim falan olmadı; taraftarların oylaması yapıldı.
Seçim zamanı vatandaşın önüne sandık koyup milleti sandık başına çağırmakla seçim olmaz. Seçim; partilerin programlarının incelenmesi ve propagandalar sonucu, halkın tercihinin belirlenmesidir. Oysa bizde kimse parti programını bilmez, partiler tarafından da halk bilgilendirilmez. Sonra da oylama sonucuna "seçim" denir.
Partiler, parasal güçlerine göre propaganda yapıp kendilerini tanıtabilmektedirler. Yani parası olmayan veya yeni kurulmuş partilerin kendilerini tanıtma imkânı da olmaz. Peki, ya bu yeni kurulan partiler gerçekten idealistlerden, gerçekten ülkeyi iyi yönetebilecek kapasiteli kişilerden oluşmuş idiyse... Harcanıp gidecek; sesini bile duyuramayacak...
Böyle seçim mi olur! "Çok parası olan parti iktidara gelir! Olmayanın adı bile edilmez" demektir bu... O zaman buna da demokrasi denmez.
Yapılması gereken; çok daha önceki seçimlerde olduğu gibi, tüm partilere radyo ve televizyonlarda eşit süreler ayrılarak kendilerini tanıtma fırsatı verilmesi... Ve de bu programların devlet radyolarından bedelsiz olarak yapılması...
Her partinin programı halka açıklanmalı, halk bilinçlendirilmelidir. O zaman yapılacak seçimlere "seçim" denilebilir.
Yaşar Nuri Öztürk'ün, Osman Pamukoğlu'nun, Hüsamettin Cindoruk'un parti kurduğunu tüm ülkede kaç kişi biliyor? Bu partilerin programlarını, hatta adının ne olduğunu kim biliyor, kaç kişi biliyor? Bu partiler yeni kurulduklarından paraları olmadığına göre; seçim öncesi, devlet televizyonlarında propagandalarını yapamazlarsa, kendi parti programlarını yayımlayamazlarsa, bu partileri kim nasıl tanıyacak da onlara oy verecek? Böylesi bir seçime nasıl "seçim" denecek?
Bu soruna hükümet çare aramıyor veya bulamıyorsa, en azından muhalefet partileri bunu dile getirmeli değil mi? Hadi, "onların işine gelmez. Kendilerine rakip çıkarmak istemezler" diyelim... Basın organları da mı buna bir çare bulamaz, dile getiremez? Nasıl demokratikleşmedir ki bu?
İster zamanında, isterse erken olsun, gelecek seçimler de şimdiden bir tedbir alınmaz, böylesine bir keşmekeş içinde yapılırsa, bir 5 yıl daha heba olacak demektir.
Vah milletim!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder