5 Mayıs 2010 Çarşamba

Mide sorunu olanlara


Önce sonuç:

Yemekten hemen sonra, yarım saat kadar, büyükçe bir sakız, yoksa çiklet çiğneyin.

Bu kadar basit…

Türk toplumunda 50 yıl öncesine kadar uygulanan, şimdilerde ise modern tıbbın gelişmesiyle; biraz ilaçların satışını artırmak amacıyla ekonomik nedenlerden, biraz da bilimin büyüklenmesinden unutulmuş veya unutturulmuş bir âdet…

Birçok eserde tükürüğün faydalarından bahsedildiğini görürsünüz, fakat en önemlisi unutulmuş durumda… Hatta artık hiç bilinmiyor dersek yanlış olmaz: Özgül ağırlıkların eşitlenmesini sağlamak…

Ne işe yarar özgür ağırlıkların eşitlenmesi?

Yemek yerken mideye giden gıdaların bir kısmı yağlı, bir kısmı sulu, diğer bir kısmı ise asitli vs.’dir. Yağ, sudan hafiftir. Asit ise sudan ağırdır. Bu durumda, midedeki gıdalar yoğunluk farklarına göre “faz farkı” oluştururlar. Yani ayrı katmanlar oluştururlar. Yağlı gıdalar üstte, sulu gıdalar ortada, asitli gıdalar altta toplanarak ayrışırlar. Hazım için devreye girecek mide vs. asitleri ise ayrı bir katman oluştururlar. Bu nedenle bütün gıdalara birden temas edemeyen mide asitleri, hazım işlemini tamamlayamazlar. Mide, küçük ve yavaş hareketler yaparak bunları karıştırmak ister fakat gücü yetmez. Yoğunluk farkı olan gıdaların ayrılma isteği çok güçlüdür.

İşte bu durumda tükürük devreye girer. Midedeki tüm gıdaların özgül ağırlıklarını yaklaşık olarak eşitler. Böylelikle, midenin de küçük salınımları yardımıyla, tüm gıdaların ve mide asitlerinin homojen olarak karışmasını sağlayan tükürük sayesinde hazım sağlanır.

Yemek sırasında çok çiğnemek gerektiğini hepimiz biliriz. Ancak bunun, yemekleri mekanik olarak daha iyi parçalamak için olduğunu sanırız. Oysa çiğneme sırasında ağzımız tükürük üretir. Ne kadar çok çiğnersek, o kadar fazla… Hazmın kolaylaşması için tek yol…

Yaptığımız en büyük hata, yemekle beraber mutlaka meşrubat kullanmaktır. Ağzımızdaki gıdanın tükürükle ıslanması için gereken zamana tahammülümüz olmadığından… Yemeği, tükürük yerine meşrubatla ıslatıp kolayca yutmak istediğimizden…

Yemekten sonra yarım saat kadar çiğneyeceğimiz sakız, ağzımızın bolca üreteceği tükürük sayesinde, yemek sırasındaki hatalarımızı ortadan kaldırmaya yarayacaktır.

Bir deney yapalım:

1. Bir deney tüpü alalım. (Yoksa, ince uzun bir rakı bardağı da olabilir, ancak bardak, daha fazla malzeme kullanmayı gerektirecektir.)

2. İki parmak kadar su ve iki parmak kadar da zeytinyağı koyalım.

3. İyice çalkaladıktan sonra dinlenmeye bırakalım.

Çok kısa bir zaman içinde yağın üste çıkıp, suyun alta inerek bariz bir şekilde ayrıştığını gözlemleriz.

Aynı deneyi, bu karışımın içine bolca tükürerek tekrarlayalım, yani çalkalayalım. Gene dinlenmeye bırakalım. Uzun bir süre yağ ile suyun ayrışmadığını, homojen bir şekilde karıştığını gözlemleriz.

Yemekten sonra yarım saat kadar sakız çiğnemekle de bolca üreteceğimiz tükürük, midede hazmı bu nedenle kolaylaştıracaktır.

Şu halde yemek yerken nelere dikkat etmeliyiz?

1. Yemekten yarım saat önce, yemek sırasında ve yemekten yarım saat sonrasına kadar sıvı almamak (sıvı alırsak, bu sıvıyla artan hacme göre tükürük oranı yetersiz kalır.),

2. Yemek sırasında gıdanın bolca tükürükle iyice ıslanmasını sağlamak,

3. Yemekten hemen sonra yarım saat kadar büyükçe sakız (çiklet) çiğnemek.

4. İlk iki şartı yerine getiremiyorsak, hiç değilse 3. şartı mutlaka uygulamak.

Ne kadar kolay değil mi?

Hemen ilk denemenizde faydasını göreceğinizden eminim. Ancak, 3 gün içinde bir sonuç alınamamışsa, mutlaka bir doktora görünmek gerekir. Doktorun tedavisi sırasında da bu uygulamanın, yani yemekten sonra sakız çiğnemenin hiçbir sakıncası olmadığı da ortadadır.

Not: Bu bilgiler, bundan tam 50 yıl evvel (1960), okuduğum Saint Benoît Fransız Erkek Lisesi, orta okul öğretmenim Mr. Sinoir tarafından derste uygulamalı olarak verilmiştir.

Reflü nedenini ortadan kaldırmak

Reflü’nün ana nedeni mekaniktir. Yani biyolojik veya kimyasal değildir. Bir başka deyişle; hatalı davranışlarımızla mideyi sıkıştırmamız nedeniyle, üst kapakçıktan yemek borusuna doğru çıkan gıda ve asitler, korumasız olan bu bölgede hasar meydana getirir. Reflü’nün nedeni budur.

Midenin altında ve üstünde birer kapakçık bulunur. İnsan, dik durmak üzere yaratıldığından, yemeklerin hızla bağırsaklara geçmesini önlemek için, alt kapakçık daha güçlü; üst kapakçık ise daha güçsüzdür.

Bu da gösteriyor ki, midemiz doluyken üst kapakçığa baskı yapmamak gerekir.

Yani karnımız tokken:

• Yatmamak… (Zira yatarsak; aldığımız gıdalar, üst kapakçığa yüklenir.)

• İki büklüm, mideyi sıkıştıracak şekilde oturmamak… (Aksi halde sıkışan gıdalar, midenin alt kapakçığı güçlü olduğundan, üst kapakçığından taşmak isteyecektir.)

• Çok dik oturarak mideyi germemek… (Zira bu durumda da mide hacmini daraltacağımızdan, gıdalar gene üst kapakçığa yüklenecektir.)

Bu ve benzeri nedenlerle, asitlerle karışmış gıdalar, yemek borusuna çıkarak hasar verirler.

Özetle; alacağımız basit tedbirlerle mide sorunlarından büyük ölçüde kurtulabiliriz.

Not (1) : Her türlü sorunda, öncelikle bir uzman hekime görünmek gerekir.

Not (2): Tıp doktoru olmadığımdan, ifadelerimdeki olası hataların hoş görülmesini dilerim.


Hiç yorum yok: